Türkiye?de Sivil Havacılık Güvenliğinin Gelişimi

05 07 2012 | Ekleyen: | Konu: Sivil Havacılık Güvenliği, Sivil Havacılık Ve Özel Güvenlik-Tez

 Bu yazı Öğr. Gör. Ahmet Kenan SAYIN?ın ?Sivil Havacılık Güvenliğinde Özel Güvenlik Hizmetlerinin Etkinliğinin İncelenmesi; (Esenboğa Havalimanı Örneği)? isimli tez çalışması kaynak alınarak hazırlanmıştır. (aksayin44@gmail.com)

Türk Havacılığının başlama tarihi; Teknik Hizmetler Müfettişliğine Havacılık Komisyonunun eklendiği 1911 yılıdır. Bir yıl sonra ise Türk Tarihinin ilk Havaalanı Yeşilköy ve Sefaköy arasında yapılmıştır. Bu havaalanı iki hangara sahiptir ve yurtdışından alınan ve Havaalanına yerleştirilen iki uçak, Türkiye?nin ilk uçakları olmuştur. Daha sonra Türkiye?nin ilk sivil havacılık girişimi kabul edilen 12 Şubat 1914 tarihinde Lefke-Bilecik arasında ?Prens Celaleddin? isimli uçakla, ilk postaların taşınmasına başlanmıştır. 1925 yılında ise ?Türk Teyyare Cemiyetinin? kurulmasıyla gerçek anlamda sivil havacılık başlamış ve 1935 yılında ?Türk Hava Kurumu? olarak ismi değiştirilmiştir. 20 Mayıs 1933 tarihinde ise Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak ?Devlet Hava İşletmesi? kurulmuştur. Bu işletme ise günümüzdeki ?Türk Hava Yollarına? dönüşmüştür.

Türkiye?de ilk uçak kaçırma olayı; 16 Eylül 1969 günü Atatürk Havalimanından hareket eden THY?na ait yolcu uçağının, 56 yolcusuyla birlikte, akli dengesi bozuk bir üniversite öğrencisi tarafından oyuncak tabanca ile Bulgaristan ? Sofya?ya kaçırılması olmuştur. Bu olaydan sonra 1972 yılında iki, 1977 yılında yine iki uçak kaçırma olayı daha yaşanmıştır.

Türkiye?de hava meydanları havacılık sektörünün gelişimi ve sivil havacılık faaliyetlerinin başlamasıyla birlikte öncelikli korunan tesisler konumuna gelmiştir. 1960 ve 1970?li yıllara geldiğimizde dünya genelinde yoğun bir terör faaliyeti olduğundan, bu durum Türkiye?deki hava meydanlarında güvenlik tedbirlerinin çeşitlenmesine, yolcu ve bagaj tarama sistem ve cihazlarının daha çok kullanılmasına neden olmuştur.

Yoğun terör olaylarının görüldüğü bu dönemlerde 28 Haziran 1979?da ?Karayolu Sınır Kapıları ile Uluslararası Trafiğe Açık Havalimanlarında Güvenliğin ve Bu Yerlere Hizmet Veren Kuruluşlar Arasında İşbirliği ve Eşgüdüm Sağlanması Hakkında Yönetmelik? yürürlüğe konulmuş ardından, 1982 yılında 2677 sayılı ?Sivil Hava Meydanları Limanlar ve Sınır Kapılarında Görev ve Hizmetlerin Yürütülmesi Hakkında Kanun? yürürlüğe girmiştir.

Bu kanunla birlikte hava meydanında görevli kuruluşların görev ve hizmetlerinin denetlenmesi, bunların işbirliği ve koordinasyonu ile valilerin bu konudaki görev, yetki ve sorumlulukları ayrıntılı olarak belirlenmiştir.

2677 sayılı Kanuna dayanılarak 1983 yılında ?Sivil Hava Meydanlarında, Limanlarda ve Sınır Kapılarında Görevli Kuruluşların Teknik Nitelikteki ve İşletmecilik Bakımından Özellik Arz eden Hizmet ve Görevlerinin Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik? uygulamaya konmuş böylece kuruluşların teknik hizmetleri belirlenerek, bu hizmetlerin güvenliği de ilgilendirmesi halinde nelerin yapılacağı hükme bağlanmıştır.

Bu dönemde çıkarılan kanun ve yönetmeliklerin genel itibariyle idari yapıyla ilgili düzenlemeleri esas aldığı, sivil havacılık güvenliğine gereken ayrıcalık ve önemin gösterilmediği söylenebilir.

29 Nisan 1983 tarihinde İçişleri Bakanlığı tarafından ?Hudut Kapıları Yönergesi? çıkarılarak giriş ? çıkış işlemleri ve güvenlikle ilgili hususlarda düzenleme getirilmiş, 1989 yılında ise Bakanlar Kurulu Kararı ile ?Sınır Kapıları ve Gümrük Sahaları İçinde Uyulacak Esaslara Dair Yönetmelik? yürürlüğe konulmuştur.

Türkiye?de 1983?ten sonra Türk Sivil havacılığının dünya piyasalarına açılması ve pazardan önemli bir pay alması, güvenliğin de ön plana çıkmasına ve diğer ülkelerin ve uluslararası kuruluşların dikkatini Türkiye?ye çevirmesine neden olmuştur. Böylece bu durum ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı) kurallarının uygulanması gereği ve bunun neticesinde güvenliğe yeni bir düzenleme getirilmesi sonucunu doğurmuştur.

Bu amaçla Bakanlar Kurulu kararı ile 23 Şubat 1988 tarihinde ?Hava Meydanlarında Alınacak Güvenlik Tertip ve Tedbirleri Yönetmeliği? yürürlüğe konulmuştur. Bu yönetmelikle ilk defa Milli Sivil Havacılık Güvenlik Kurulu ve Havaalanı Güvenlik Komisyonun oluşturulması ve Özel Güvenlik Teşkilatının hava meydanı güvenlik hizmetlerinde kullanılması yer almıştır. 2495 sayılı Kanunda 2 Temmuz 1992 yılında 3832 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, hava meydanlarında Özel Güvenlik Teşkilatının görev yapması sağlanmıştır (Uzuner, 2003: 64-65).

Bu gelişmeler 1966 yılında barajların korunması ihtiyacıyla gündeme gelen Özel Güvenlik Teşkilatı?nın öneminin artmasını, görev alanının büyümesini ve hem ulusal hem de uluslararası öneme sahip bir yapıda olan hava meydanlarında, özel güvenlik görevlilerinin eğitim ve ücret olarak diğer meslektaşlarına göre daha iyi konumda olmalarını sağlamıştır. Günümüzde de aynı durum devam etmekte ve hava meydanlarında görevli özel güvenlik personeli eğitim, çalışma ortamı, ücret ve buna benzer kriterler göz önüne alındığında diğer yerlerde çalışan meslektaşlarına göre daha iyi şartlarda oldukları görülmektedir.

90?lı yılların ikinci yarısına geldiğimizde Türkiye?de Hava Meydanlarının güvenliği yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak, özellikle ABD?ye seferlerin düzenlenmesi ve ABD?nin kendi ülkesine yapılan seferlerde uçak tipleri ve modellerinde olduğu gibi güvenlik tedbirlerinde de yüksek standartlar istemesi ve bunun sağlanması için FAA (ABD Federal Havacılık Dairesi ? Federal Aviation Administration) aracılığı ile Türkiye?de işbirliği yapmasını ve 1996 ? 1998 yıllarında önemli ölçülerde tamamlanan ?Sivil Havacılık Güvenliği? mevzuatının oluşmasına sebep olmuştur. 11 Eylül saldırılarından sonra Türkiye?de sivil havacılık güvenliği yeniden değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede mevzuat, yönetim, eğitim, denetim koordinasyon ve diğer tüm önemli konular gözden geçirilmiştir.

Ayrıca günümüzde ve gelecekte Hava Meydanlarımızın güvenliği Türkiye açısından çok önemli bir konu olmuştur. Havacılık sektörü alanında çıkarılan Türkiye Haberci Gazetesinde (Sivil Havacılığımız Transit Uçuşa Geçti, 2011); Sivil Havacılık verilerine göre Türkiye?nin transit yolcu sayısını en fazla arttıran ülke olduğu ve yaptığı ikili anlaşmalarla uçuş ağını 130 noktaya çıkartarak rekor kırdığı belirtilmektedir. 

Ulaştırma Bakanlığının ?Hedef 2023, 10. Ulaştırma Şurası Konsolide Şura Raporu? isimli kitabında, Ulaştırma Bakanlığı, ?Hedef 2023 Projelerin Maliyeti? başlığı altında; Güvenlik mevzuatının yenilenmesi gerekliliği, havaalanlarındaki yetki karmaşasının giderilmesinin, güvenlikle ilgili araştırma enstitüsü ve yükseköğretim kurumlarında bölümler kurulmasının gerektiği belirtilerek sivil havacılık güvenliği açısından; ICAO ve ECAC (Avrupa Sivil Havacılık Konferansı) düzenlemeleri ile temel özgürlükler ve insan hakları çerçevesinde sivil havacılık güvenliğinin en üst seviyeye çıkarılması ve Türkiye?nin havaalanı işletmeciliğinde bölgesinde lider, uluslararası taşımacılıkta önemli bir merkez olması gerektiği ve bunu başaracak durumda olduğu açıklanmıştır.

 

   

Yorum Yapın