Sivil Havacılıkta Güvenlik Kavramı

02 01 2012 | Ekleyen: | Konu: Güvenlik Uzmanlık Alanları, Sivil Havacılık Güvenliği, Sivil Havacılık Ve Özel Güvenlik-Tez

Bu yazı Öğr. Gör. Ahmet Kenan SAYIN’ın “Sivil Havacılık Güvenliğinde Özel Güvenlik Hizmetlerinin Etkinliğinin İncelenmesi; (Esenboğa Havalimanı Örneği)” isimli tez çalışması kaynak alınarak hazırlanmıştır. (aksayin44@gmail.com)

Sivil havacılık alanında kullanılan güvenlik kavramının tam olarak anlaşılabilmesi için güvenlik kavramının havacılıkta kullanım alanlarına bakmamız gereklidir.

Güvenlik genel anlamda güvende olma, emniyet anlamlarında kullanılmasına karşın havacılıkta güvenlik kavramı, havacılık alanına ait özel açıklamaları beraberinde getirir. Havacılık alanında güvenlik kavramıyla kullanılan adlar, özünde aynı ancak, alan ve tanımları farklı faaliyet veya yöntemleri belirtir. Bu nedenle MSHGP?da (Milli Sivil Havacılık Güvenlik Programı?nda) güvenlik kavramı ?Havacılık Güvenliği? kavramıyla eşit tutularak ?Güvenlik; Sivil havacılığı, yasadışı müdahale eylemlerinden korumayı öngören önlemler ile insan ve araç ? gereç kaynaklarının birleşimi? şeklinde tanımlanmıştır (MSHGP 2009: madde 4/47). Yani havacılık alanında kullandığımız güvenlik kavramı tümüyle havacılık güvenliğini de anlam olarak içine almaktadır.

Ulaştırma Bakanlığının ?havacılık güvenliği? için yaptığı tanım; havaalanlarını kullanan yolcu ve onlara hizmet veren mürettebat, yer personeli ve havaalanı çalışanları ile hava aracı, havaalanı bina ve tesislerinin, gerek yerde gerekse havada girişilecek yasadışı müdahale eylemlerine karşı korunması ve gerekli önlemlerin alınmasıdır. Ayrıca Güvenlik kavramı havacılıkta geniş bir anlamda kullanılıyor olsa da koruma, önlem alma ve tehlike öncesi önleme noktalarında bir sınır çizilebilir. Çünkü güvenlik kavramının yanında emniyet kavramı da vardır. Emniyet; havacılıkta olabilecek muhtemel hadise ve kazaları meydana gelmeden önlemek için yapılan faaliyetlerin tamamıdır.

Havacılıkta ?Güvenlik? ve ?Emniyet? kavramları birbirine karıştırılabilmektedir. Örneğin; Hava meydanında bir yolcunun arama ve tarama işleminden geçirilmesi güvenlikle ilgilidir, ancak yolcunun uçağa bindikten sonra kemerini bağlaması gerekliliği ise emniyet ile ilgilidir.

Sivil havacılıkta güvenlik kavramının çerçevesini çizmesi bakımından Montreal Sözleşmesinde yer alan eylemleri tarif etmemiz gerekir. Bu tarife göre bir kişinin;  

  • Uçuş halindeki bir uçakta bulunan bir şahsa karşı uçağın emniyetini tehlikeye düşürecek bir şiddet hareketinde bulunmasının,
  • Servisteki bir uçağı tahrip etmesinin veya uçuş sırasında emniyeti tehlikeye düşürecek bir hasara uğratmasının,
  • Uçağı tahrip edebilecek bir cihazı veya maddeyi servisteki uçağa yerleştirmesinin ve bunun uçağın uçuştaki emniyetini tehlikeye sokacak nitelikte olması durumunun,
  • Hava seyrüsefer kolaylıklarını tahrip etmesinin veya hasara uğratmasının veya bunların işletilmesine müdahale etmesinin ve bu fiillerden birinin uçuş halindeki uçağın emniyetini tehlikeye sokacak nitelikte olmasının,
  • Yanlış olduğunu bildiği bilgiler vermek suretiyle uçuş halindeki bir uçağın emniyetini tehlikeye düşürmesinin suç sayılacağı belirtilerek sivil havacılıkta güvenlikle ilgili olarak akla gelmesi gereken durumların sıralandığı görülmektedir. 

Sivil Havacılık Güvenliği ve Gelişimi

Sivil havacılık güvenliğinin temellerini uluslararası Sivil havacılık sözleşmesi (Chicago ? 1944) ve ICAO?nun kurulmasıyla atılmıştır. Bu sözleşmeden önceki dönemde uçakların yoğun olarak Birinci ve İkinci Dünya savaşlarında kullanıldığı, özellikle Avrupa?nın yıkılmasında uçakların etkisinin büyük oluşu, ticaretin ve ulaşımın önündeki en büyük engelin uçaklarla yapılan saldırıların olması sonucunda, bu tahribatı gören ülkelerin havacılığın barışçıl amaçlarla kullanılması ve korunması amacıyla ICAO?yu kurmalarını ve ICAO?nun da kuruluşundan itibaren güvenli havacılık için gerekli standartları ve devamında hava meydanları ve tesisleri ile uçak ve yolcu güvenliğinin esaslarını belirlemesini sağlamıştır (Uzuner, 2003: 63) .

1960?lı ve 1970?li yıllar sivil havacılık güvenliği için önemli gelişmelerin kapısını aralayan uçak kaçırma ve uçak düşürme eylemlerinin yoğun yaşandığı bir dönem olmuştur. Aşağıda verilen tabloda 1967-1972 yılları arasında dünya üzerinde kaçırılan uçak sayıları gösterilmiştir. 

  Tablo 1: Dünya genelinde kaçırılan uçak adedi (Uzuner, 2003: 11)

YIL

Kaçırılan Uçak Adedi

1967

0

1968

16

1969

40

1970

25

1971

25

1972

27

Dünyada sivil havacılığa karşı yapılan ilk eylemleri sıralayan Merarı, ?Sivil Havacılığa Karşı Saldırılarda Eğilimler ve Dersler (Attacks On Civil Aviation: Trends and Lessons) başlığı altındaki yazısında, havacılığa yönelik saldırıların temel özelliklerinin yıllardır değişmediğini söyleyerek ilk uçak kaçırma eyleminin siyasi şantaj amacıyla Temmuz 1968 yılında yapıldığını, ilk terörist bombalama eyleminin havadaki bir uçakta, Mayıs 1949 yılında gerçekleştiğini, bir uçağa ilk silahlı saldırının uçak yerdeyken Haziran 1968 yılında ve ilk plansız silahlı saldırının ise Mayıs 1972 yılında havaalanındaki yolculara yönelik olarak gerçekleştiğini belirtmektedir (Merarı, 1999: 9).

Dünyada 1960 ve 1970 yıllarında sivil havacılığa yönelik eylemler artınca eylemlerin önlenmesi için dört ayrı Uluslararası Sözleşme imzalanmıştır; 

  • Hava Taşımalarında Bazı Suç ve Diğer Eylemlerin Önlenmesine Dair Sözleşme (1963 ? Tokyo) (Türkiye Katılım Tarihi: 1975)
  • Uçakların Yasadışı Olarak Ele Geçirilmesinin Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Sözleşme (La Haye 1971) (Türkiye Katılım Tarihi: 1973)
  • Sivil Havacılığın Güvenliğine Karşı Kanundışı Eylemlerin Önlenmesine Dair Sözleşme (Montreal ? 1971) (Türkiye Katılım Tarihi 1975)
  • Uluslararası Sivil Havacılığa Hizmet Veren Havalimanlarında Kanundışı Şiddet Olaylarının Önlenmesine İlişkin Protokol   (Montreal ? 1988) (Türkiye Katılım Tarihi: 1988)

Türkiye bu sözleşmelerin tümünü onaylamıştır (Uzuner, 2003: 10).

1930 ? 2001 yılları arasında, yani uçağın ticari bir araç olarak kullanılmasından başlayarak havacılık açısından önemli bir tarih ve olay olan 11 Eylül (2001) saldırılarına kadar olan süre içerisinde, amaçları farklı olmak kaydıyla yaklaşık olarak ?1007 uçak? kaçırma hadisesi yaşanmış veya bu tür bir olaya teşebbüs edilmiştir. Bu eylemler sonucunda ise 1060 kişi hayatını kaybetmiştir (Sanger ? Lavaletar?dan akt. Ünlü, 2009: 56).

Uçak kaçırma eylemlerini incelediğimizde eylemlerin yüzde 64?ünde bomba, yüzde 23?ünde ateşli silah, kalanında da kesici aletler kullanılmış en uzun kaçırma eylemi 40 gün sürmüş, olayların yüzde 82?si bayrak taşıyıcı havayollarında meydana gelmiştir. Korsanların yüzde 60?ının amacı siyasi sığınma hakkı alabilmektir. Kaçırma eylemleri 1969 yılında rekor sayıya ulaşmıştır. Daha sonraki 10 yıllık dönemde 1970?lerde yılda 35?e, 1980?lerde 29?a, 1990?larda ise 22?ye düşmüştür. 11 Eylül 2001?den itibaren, artık yolcu uçakları birer silah haline gelmiş bunun sonucunda da birçok ülke bu olaylardan sonra teröristlerce uçağın yerleşim birimi üzerine çakılmasını önlemek için, hava kuvvetlerine vurma yetkisi vermeye başlamıştır.

Sivil Havacılık Güvenliğinin Önemi 

Sivil havacılık güvenliğinin ilk uçak kaçırma olaylarıyla dünya gündemine geldiği söylenebilir. 1958 yılında Fidel Castro?nun Küba?da iktidara gelmesi, uçak kaçırma olaylarının seyrini değiştiren önemli bir olay olmuştur. Çünkü Castro?nun iktidarı Küba ile ABD arasında siyasal gerilimi arttırmıştır. Siyasal gerilim arttıkça uçak kaçırma olayları iki ülke arasında sıkça yaşanmaya başlamıştır. Başlangıçta Küba?dan ABD?ye doğru uçak kaçırma olayları yaşanırken 1961 yılından sonra, bu durum tersine dönmüştür. ABD?den Küba?ya yönelen uçak kaçırma olayları sonucunda dev Amerikan Hava Ulaşım Şirketlerinin oluşturduğu baskı, dünya kamuoyunun uçak kaçırma olaylarına karşı dikkatini çekmeyi başarmış ve uçak kaçırma bir suç olarak kabul edilmiş, eylemlere karşı ilk önlemi de ABD almıştır. (Koni?den akt. Ünlü, 2009: 58).

1967 yılında Ortadoğu?da patlak veren Arap ? İsrail Savaşından sonra, uçak kaçırma olayları tekrar görünüm değiştirerek, bir savaş silahı haline dönüşmüş, 1968 yılında bir İsrail yolcu uçağına saldıran Filistinli gerillalara misilleme olarak, Beyrut havaalanında 13 Lübnan sivil uçağını İsrailliler tahrip etmiş, böylelikle Araplarla kendi aralarındaki uçak kaçırma savaşını başlatmışlardır. Uçak kaçırma eyleminin bu şekilde bir savaş aracı haline dönüşmesi, 1968?den başlayarak uluslararası alanda bu eylemleri cezalandırmak için yoğun bir uğraş içine girilmesine sebep olmuştur.

Bu dönemde uçak kaçırma sorunu iki kez Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna götürülmüş, burada alınan kararlarla uçak kaçırma eylemlerini işleyen kişilerin cezalandırılması ve daha sıkı önlemlerin alınması gerektiği kabul edilmiştir.

Özellikle 6 Eylül 1970 tarihinde Filistinli gerillaların dört yerden birden uçak kaçırma eylemlerine girişmeleri ve bunların üçünde başarılı olarak, biri İsviçre diğer ikisi ABD (Amerika Birleşik Devletleri) havayolu şirketlerine ait bu üç uçağın iki tanesini Beyrut?ta, sonuncusunu ise Ürdün?de bir havaalanına indirerek yolcularını boşalttıktan sonra patlatmaları ve yolcularını ise değiş-tokuş yapmak amacıyla tutsak olarak tutmaları, bu olayların öneminin tüm dünya kamuoyunun gözünde artmasını sağlamıştır (Koni, 1977: 9-10).

1963 yılında ?Hava Taşımalarında Bazı Suç ve Diğer Eylemlerin Önlenmesine Dair Sözleşme? Tokyo?da imzalanmasına rağmen 1971?de  ?Uçakların Kanun Dışı Yollarla Ele Geçirilmesinin Önlenmesi Sözleşmesi? olarak adlandırılanLa Hayesözleşmesi imzalanmıştır.

1970?lerde havaalanlarına yerleştirilen metal dedektörler başlarda engelleyici bir unsur olmuştur. Ancak teröristler uçağa deniz aşırı havaalanlarından el çantalarına yükledikleri patlayıcıları uçakta patlatmaya başlayarak bu korumayı aşmayı başarmışlardır.

El çantalarının havalimanlarında kontrol edilmeye başlanmasıyla eylemciler, yollanmak üzere teslim alınan bagajlar içine patlayıcı yerleştirmeyi denemişlerdir. Bu tehdidinde alınan tedbirlerle ortadan kaldırılmasıyla, eylemcilerin en son geliştirdikleri yöntem intihar eylemleri olmuştur ki bu durum hava korsanlığı için yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Uçak ve havaalanlarına karşı girişilen bu saldırılar artık terörizm olarak adlandırılmaya başlamıştır.

11 Eylül 2001 Terör Saldırıları uçak kaçırma olaylarının boyutunu tamamen değiştirmiş, uçakların bir intihar eyleminin aracı olarak kullanılması binlerce insanın ölümüne neden olmuştur. Hava korsanı olarak nitelendirilemeyecek olan teröristler o ana kadar alınan tüm hukuksal ve teknik önlemlerin hava ulaşımının güvenliğini sağlamada hala yetersiz olduğunu gözler önüne serilmesine sebebiyet vermişlerdir. Bu olaydan sonra tüm önlemler yeniden gözden geçirilmiş ve havacılık artık çok sıkı güvenlik tedbirlerinin alındığı ve hızdan önce güvenliğin önemli olduğu ve tercih edildiği bir sektör haline dönüşmüştür (Ünlü, 2009: 61).

Sivil havacılık güvenliği;

  • Uçakların hem bir ulaşım aracı, hem de bir savaş aracı olarak kullanılması,
  • İnsanların hızı ve konforu sebebiyle havayolu ulaşımını tercih etmeleri,
  • Uçak güvenliğinin hassas olması nedeniyle güvenlik kontrollerinden geçecek bir yasaklı madde veya her türlü silah ile bir uçağın kaçırılabileceği,
  • Bir uçağın havada tüm ülkeler için bir tehdit oluşturduğu,
  • Uçak kazalarında uçakta bulunan insanların çoğunun öldüğü,
  • Terörist gruplarınca hava meydanlarında veya bir uçakta yapacakları eylemlerin tüm dünyada ses getireceği ve büyük ekonomik kayıplara sebep olacağı,

gibi başlıca nedenlerden dolayı hem devletler hem de tüm insanlar için önemli olduğu görülmektedir.

Sivil havacılığa yönelik saldırılarla;

  • Çok sayıda insan ölmekte,
  • Kamusal güvenlik üzerinde olumsuz etkiler oluşmakta, özellikle psikolojik açıdan insanlar olumsuz etkilenmekte,
  • Hava ulaşımı sekteye uğramakta ve büyük ekonomik kayıplar görülmektedir.

 KAYNAKLAR

Uzuner, Ali, (2003), Sivil Havacılık Güvenliği, Ankara: Özen Yayımcılık.

Merarı, Arıel, (1999), ?Attacks On Civil Aviation: Trends and Lessons?, Paul Wilkinson and Brian  M. Jenkins (Eds.), Aviation Terrorism and Security y.evi: Portland, ss: 9-26

Ünlü, Sinem, (2009), 11 Eylül Olaylarının Uluslararası Sivil Havacılık Güvenliğine Etkileri, Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı, Konya.

Köni, Hasan S., (1977), Uçaklara Karşı Girişilen Eylemlerin Uluslararası Hukukta Doğurduğu Sorunlar, Ankara: Ankara İktisadi ve İdari İlimler Akademisi Yayınları.

   

Tags:

Yorum Yapın