Özel Güvenlik Kaldırılmalı mı?

03 04 2015 | Ekleyen: | Konu: Haberler

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyip yazının sonunu getiremeyecekleri hiç yormayayım.

Hayır, özel güvenlik kaldırılmamalıdır.

Başlangıçta kamu kolluk kuvvetlerinin zaman ve mekan açısından olaylara müdahalede geç kalabildiği vb. düşüncelerden hareketle yola çıkan özel güvenlik uygulamaları ile kamu güvenliğinin özele yönelik güvenlik uygulamaları yıllar içinde birbirinden operasyonel olarak ayrılmıştır. Özel Güvenlik Tarafından Sağlanan Güvenlik-Kamu Kolluk Güçlerince Özele Sağlanan Güvenlik ayrımında; özel güvenliğin çalışmaları çoğunlukla proaktif veya önleyici gerçekleşmeye yaklaşırken Kamu Kolluğu çoğunlukla suçun veya kabahatin gerçekleşmesiyle devreye girer hale bürünmüştür.

Özel güvenliğin başlıca varlık nedeni ?caydırıcılık? olarak kendini göstermekle birlikte güvenliğin önünde yeralan ?özel? kelimesinin böyle isimlendirilmesinin nedenlerinden birisi de; güvenlik hizmetinin, hizmetin verildiği yere özgü gerçekleşmesi yani özel olması, genel bir tedbirden öte özel ihtiyaçları karşılamaya yönelik gerçekleşmesidir. Örneğin; kamu güvenlik güçlerinin sokak veya mahallede hırsızlığı önlemek amacıyla geceleri tepe lambası açık vaziyette araç dolaştırması hırsızlıklar için sınırlı bir zaman aralığında gerçekleşmek üzere caydırıcı bir tedbirken, özel güvenlik güçleri bir sitede görev yaparak 24 saat üzerinden caydırıcılık sağlayabilmektedir. AVM, mağaza veya marketlerde gerçekleşen hırsızlıklarda özel güvenlik görevlileri sözkonusu yerlerin ticari faaliyetleri boyunca güvenlik hizmeti verirken kamu kolluğunun sürekli buralarda hizmet vermesini beklemek gerçekçi olmayacaktır.

 ?Fatura? özel güvenliğe çıkarılmadan çok önce, çeşitli terör eylemlerinin veya saldırılarının istihbarat birimlerince neden haber alınamadığı, güvenlik yasasına ve mevzuatına yapılması gereken yasal takviyeler, güvenlik şirketlerinin denetle-n-me mekanizmaları, güvenlik şirketlerinin operasyonel denetim mekanizmaları, örgütleri eylem kararına iten hususları sorgulamak, daha gerçekçi çözümler getirilmesi noktasında önemli katkılar sağlayacaktır. Gelişen olaylar karşısında anlık söylemler ve genel geçer kararlar almak sorunların kalıcı çözümünü ertelemekten öteye gitmeyecektir. Zira benzeri durum ve olaylar bir süre sonra tekrar karşınıza çıkabilecektir.

Öte yandan, adliye binalarının yanı sıra, özel güvenliğin kaldırılmasının dile getirildiği hastanelerde halihazırda sınırlı sayıda kamu kolluk personelinin görevlendirildiği görülmektedir. Yönlendirme, hasta ve hasta yakınlarının kontrolü amaçlı gerçekleşen hastane güvenlik hizmetlerinin sağlanması işinde; hizmetin ifasını zorlaştıran ve tatsız durumlara (Kavga, şiddet vb.) sebebiyet veren örneğin hastanelerdeki doktor sayısının yeterli olup olmadığı, hastanenin yatak sayısının yeterli olup olmadığı, acil yardım ünitelerinin koşullarının iyileştirilmesi, sarf malzemelerinin yeterliliği, hasta ve hasta yakını psikolojisi, toplumun sosyo-kültürel yapısı ve düşünce tarzı gibi birçok durumu düşünerek aksiyonlar almak gerekmektedir. Kaldı ki sağlık sektöründe şiddet olayları bırakınız sadece hastaneleri; ambulans olay yerine ulaşır ulaşmaz, ambulansın içinde, doktorun odasında, acil servislerde, ameliyathane önlerinde kısacası hastanenin ve sağlık hizmetinin verildiği her noktada çıkabilmektedir. Eğer ihale yoluyla güvenlik hizmet alımında sıkıntı yaşandığı veya yaşatıldığı iddiası var ise yasama organının sadece hastane güvenlik hizmetlerinin gördürülmesindeki ihalelerde değil, hizmet işinin satın alınmasını düzenleyen tüm ihale mevzuatında düzenlemeler getirmesi ve sorunları çözmesi beklenir. Yapılan çalışmalar özel hastanelerde gerçekleşen olaylarla kamu hastanelerinde gerçekleşen olaylar arasında oldukça fark olduğunu göstermektedir. Bunu incelemek bile birtakım sonuçlara ulaşılmasını sağlayacaktır. Hastanelerde meydana gelen şiddet olayları incelendiğinde; özel hastanelerdeki kavga, şiddet, tartışma vb. durumların, kamu hastanelerinde gerçekleşenlere oranla  gözle görülür sayıda az olduğu görülecektir.

Bunların yanı sıra futbol sahalarına getirilen ?tanımlama? sisteminden sonra stadlara giriş uygulamasına rağmen tribün kapatma yasaklarının devam ettiği görülmektedir. Bu durum getirilen tanımlama sisteminden sonuç alınamadığının göstergelerinden bir tanesidir. Futbol maçlarının güvenlik hizmetinin görülmesi için kamu güvenlik gücü oluşturmanın da birtakım maliyetsel ve operasyonel açmazları mevcuttur. Örneğin; stadyumlarda maçlarda görev yapacak kamu güvenlik personeline bir futbol sezonu boyunca haftada en fazla iki maç görev verilebilecektir. Ayrıca bir yılda sayısı en fazla 10?u bulan milli müsabakalarda görevlendirme yapılabilecektir. Bu personelin arta kalan zamanlarında iş gücünden nasıl yararlanılacaktır? Kaldı ki yasa ile güçlendirilmemişlerse futbol maçlarında görev yapacak kamu güvenlik personeli de, yasal dayanaktan yoksun kalmasıyla, yine etkin şekilde görev yapamayacaktır. Bu noktada özel ya da kamu her kim görev yapacak ise yasal zeminin hazırlanması ve ilgili kolluk kuvvetinin yasayla güçlendirilmesi  gerekecektir.

Sayılanların yanı sıra; AVM?ler, mağaza ve marketler, geçici hizmetler, enerji üretim, dönüştürme ve nakil hatları, okullar, üniversiteler, yerleşim ve ikamet alanları olan siteler, oteller gibi otuzu aşkın segmentasyonda hizmet veren özel güvenlik şirketlerinde günümüz itibariyle 295 bin kişi çalışmaktadır. Bu kişilerin evli ve birer çocuklarının olduğunu düşünürsek dolaylı yoldan bir hesaplama ile ?güvenlik sektöründen bir milyonu aşkın kişi hayatını idame ettirmektedir? sonucuna ulaşılmaktadır. İstatistikler incelendiğinde; Türkiye?de her 70 kişiden 1 kişinin özel güvenlik işini yapılacak ve gelir getirecek bir iş kolu olarak gördüğü, bu doğrultuda güvenlik yasası gereği istenen 100 veya 120 saatlik eğitimlere katıldığı, hatırı sayılır bir masrafı kabul ederek ve zaman harcayarak ?kimliklenme? sürecine girdiği görülmektedir.

İlaveten akademik boyutta; 25?e yaklaşan sayıda üniversite bünyesinde güvenlik meslek yüksekokulu açıldığını ve buralardan öğrencilerin mezun olarak iş beklediğini de bu noktada kaydetmek gerekmektedir.

2004 yılında çıkarılan yasası ve ardından gelen emir yazılarla sektör kendi mecrasında yolalmaktadır. Yabancı sermaye 2004 yılında güvenlik yasasının çıkarılmasıyla Türkiye?de yatırım ve güvenlik şirketi  satınalmaları yapmıştır. Özel güvenliğin lağvedileceği, kaldırılacağı söylemleri yabancı sermayeyi ürküterek, arkası gelebilecek yatırımların ve projelerin kesilmesi sonucunu da doğurabilecektir.

Özel güvenliğin kamu marifetiyle gördürülmesi, izlenen liberal politikalar ve özelleştirme politikalarına da özü itibariyle ters düşecek, güvenlik sektörü özelleşmeden payını alamayacak ve gelişimini sürdüremeyecektir.

Türkiye?de çalışan özel güvenlik görevlileri (ve beklentileri karşılanmadığı için çalışmayan güvenlik görevlisi adayları); yasası güçlendirilmiş, özel güvenlik görevlilerinin ücretleri başta olmak üzere özlük hakları iyileştirilmiş, grev hakkına kavuşturulmuş, sektörden profesyonellerin yasal güvenlik eğitimlerinin içine eğitici olarak dahil edilmiş, bağımsız operasyonel denetim çalışmalarının uygulanmasının zorunlu olduğu, şekliyle her türlü güvenlik ihtiyacını karşılayabilecek güç ve kabiliyettedir.

Murat TEKEK

   

Bir Yorum to “Özel Güvenlik Kaldırılmalı mı?”

  1. murat says:

    kaldırılmasın ama şirketlerden kurtulalım kamuda kurumlar kendi bünyesine alsın tek isteğimiz bu .

Yorum Yapın