İntihar Eylemlerinde Örgütlerin Hedef Tercihleri

14 03 2016 | Ekleyen: | Konu: İntihar Saldırıları

Örgütler intihar saldırılarından önce genel olarak askerî ve resmî hedefleri tercih ederken, intihar eylemlerine başladıklarında hedef tercihleri de sivil hedeflere doğru yönelmektedir.

İntihar eylemlerinin ilk aşamasında, örgütün hasım taraf olarak belirlediği silahlı güvenlik örgütü veya hükümetin lider kadrosu örgütün birincil hedefi olarak seçilmektedir. Ancak, zaman içinde bu saldırılardan kendini korumak isteyen resmi makamlar, tekellerinde bulunan kaynakları kendisini korumak için seferber etmekte ve artık örgütler tarafından ulaşılması güç hale gelmektedirler. Bunun yanında, bazı örneklerde görüldüğü gibi, askerî güçler tarafından eylemcilerin içinden çıktığı topluma yönelik misilleme saldırılarının sivil zayiata sebep olması, intihar saldırılarının ulaşılması en kolay hedefler olan sivillere yönelmesine neden olmaktadır. Ancak bu husus, sivil hedeflerin varlığı ile de doğru orantılıdır.

Örgütlerin, genellikle başarı şansı yüksek hedefleri seçmesi nedeniyle askerî hedeflerden de korunması az olanlar tercih edilmekte ve yetersiz personeli olan karakollar, yol kontrol noktaları, lojistik konvoylar, idare binaları, devriye araçları gibi hedefler seçilmektedir.

Sivillere yönelik saldırılarda hedef alınan yerlerin ortak özelliği ise, kalabalık insanların bulunduğu yaşam yerleri olmasıdır. Bu bağlamda, toplu ulaşım vasıtaları ve durakları, alış veriş merkezleri, çok katlı binalar, oteller, okullar, işlek caddeler, restoranlar intihar saldırıları için cazip hedefler durumuna gelmektedir.

Filistinde düzenlenen intihar saldırılarında hedef olarak büyük çoğunlukla siviller tercih edilmiştir. Tüm saldırılarda ölenlerin %78?i, yaralananların ise %97?si sivillerden olmuştur.

Sivil hedeflerden en fazla tercih edilenler; toplu taşıma vasıtaları ve bu vasıtalara ait duraklar olmuştur. Özellikle halkın işe ve okula gitmek için yoğun olarak toplu taşıma vasıtalarına akın ettiği saatlerde icra edilen intihar saldırıları ağır zayiata sebep olmuştur.

İkinci derecede tercih edilen sivil hedef türü ise, süper market tarzı alışveriş merkezleri, pazar yerleri, marketler ve alışveriş maksatlı olarak insanların yoğun olarak bulunduğu ana caddelerdir.

Saldırı yoğunluğunun alışveriş merkezlerine yakın sayıda gerçekleştiği ancak zayiatın en üst düzeyde olduğu diğer hedefler ise, eğlence yerleri, klüpler, kafeteryalar ve restoranlardır.  İntihar saldırılarında tercih edilen diğer hedefler ise mesken, ibadet yerleri, okul, Yahudi yerleşim yerleri gibi yerlerdir.

El Kaide?nin ise öncelikli hedefleri arasında ABD, müttefik ülkeler ve ılımlı Müslüman ülkelerdeki sembol haline gelmiş binalar, elçilikler, askerî personel bulunmaktadır. Örgüt, özellikle Müslüman ülkelerdeki eylemlerinde, kendisine düşman bellediği ülkelerin resmî veya gayri resmî kuruşlarının faaliyet gösterdiği, bu kuruluşların personelinin sosyal yaşamında kullandığı iş ve yaşam tesislerini hedef olarak seçmektedir.

El Kaide?nin düşman bellediği ülkeler genellikle, ABD, İngiltere, İspanya, Avustralya ve Fransa başta olmak üzere 1991?deki Körfez Savaşında, 2001?deki Afganistan harekâtında ve 2003?deki Irak?ın işgalinde aktif olarak yer alan ülkelerdir. İsrail, Mısır, Ürdün ve Fas gibi ülkeler de Filistin sorununa yaklaşımları nedeniyle hedef olarak seçilmektedirler. Türkiye de, bu ülkelerle olan yakın siyasî ve ekonomik ilişkileri, laik devlet yapısı gibi nedenlerle hedef ülke durumundadır.

ABD merkezli İntelCenter kuruluşu tarafından yapılan bir incelemede 1998-2006 arasında meydana gelen El Kaide bağlantılı 54 eylemin hedefleri coğrafya, milliyet ve hedef cinsi açısından incelenmiştir. Bu incelemede Irak, Afganistan ve Çeçenistan?daki eylemler inceleme dışı bırakılmıştır. Bu incelemeye göre; en fazla saldırının yüzde otuz-altı oranıyla ABD hedeflerine, her birine yüzde on-iki oranıyla ikinci sırada Rus, İngiliz ve İsrail/Yahudi hedeflerine saldırı düzenlendiği görülmektedir.

Hedef cinsleri açısından incelendiğinde en fazla saldırının yüzde on-sekiz ile turistlere, yüzde on-altı ile toplu sosyal alanlara, yüzde on dört ile sivil hükümet hedeflerine yönelik olduğu belirlenmiştir. Bu verilere göre el Kaide örgütü, hedef öncelik sıralamasında ABD?ye verdiği önceliği pratikte de uygulamakta, ABD toprakları dışındaki bölgelerde Amerikalıların bulunduğu alanları eylem için kullanmaktadır.

El Kaide örgütü, eğitim yayını olan ?El Battar Kampı? dergisinin dokuzuncu sayısını 29 Mart 2004 tarihinde yayımlayarak şehirlerde seçilecek hedeflerle ilgili olarak militanlarına yol göstermiştir. Bu yayına göre El Kaide, şehirlerdeki hedefleri (1) dinî hedefler, (2) ekonomik hedefler (3) canlı hedefler olarak üçe ayırmıştır.

Dinî hedefler olarak: İslam ülkelerinde misyoner faaliyetleri yürütenler; düşmanla işbirliği yapan Müslüman din adamları; İslâm dinine saldıran ve hakaret eden Hıristiyan ve Yahudi din adamları; Müslümanlara karşı savaşı mâlî, askerî ve moral açısından destekleyen Yahudi ve Hıristiyanlar şeklinde belirtilmiş, bunun dışındaki dinî yerlere eylem yapılmaması tavsiye edilmiştir.

Ekonomik hedeflere saldırıların, İslam topraklarının ekonomik zenginliklerini çalan şirketlerin Müslüman ülkelerde iş yapmasını engellemek, yabancı sermayenin kovulmasını sağlamak, batı ekonomilerine zarar vermek maksadıyla; Müslüman topraklarındaki Yahudilerin ve Hıristiyanların yatırımlarına, uluslar arası şirketlere ve ekonomik danışmanlara, uzmanlara, isim hakkı ile dahi olsa Müslüman ülkelerde iş yapan yabancı şirketlere, Müslüman ülkelerdeki yer altı zenginliklerini sömüren petrol ve doğal gaz boru hattı gibi ekonomik tesislere saldırılar düzenlenmesi, Yahudi iş adamlarını öldürmek ve onlarla iş yapanların korkutulması şeklinde yapılması istenmiştir.

Canlı hedefler olarak Hıristiyanlar ve Yahudiler hedef gösterilerek, Müslümanlarla savaşanların, İslam ülkelerini kendi silâhları için deneme tahtasına çevirenlerin sınır tanımadan her yerde öldürülmesi, yaşadıkları yerlerin cehenneme çevrilmesi istenmiştir. Canlı hedeflere yönelik olarak yapılacak eylemlerin maksadı; savaşın dinî maksatlarla yapıldığını vurgulamak, Müslüman topraklarının kafirlerden temizlenmesi, kafirler arasında korku salmak, Müslümanların moralini yükseltmek, hedeflenen ülkelerin prestijini yok etmek, politik kararlarını etkilemek, Müslümanları öldürenleri cezalandırmak olarak belirtilmiştir.

Din ve milliyet bakımından en öncelikli canlı hedef olarak, Müslüman ülkelerde önemli mevkilerde bulunan gayri-müslimler gösterilmiştir. Bunların içinde de Yahudiler, Yahudilerin içindeki öncelik sırası ise Amerikalı, İsrailli, İngiliz ve Fransız Yahudiler olarak belirlenmiştir. Hıristiyan hedefler de ise öncelik sırası; Amerikalılar, İngilizler, İspanyollar, Avustralyalılar, Kanadalılar ve İtalyanlar olarak gösterilmiştir. Meslek grupları açısından ise öncelikler sırasıyla; iş adamları, bankerler, ekonomistler, diplomatlar, politikacılar, bilim adamları, analizciler, diplomatik görevliler, subaylar, turistler ve eğlence işinde çalışan kişiler gösterilmiştir.

El Kaide?nin düzenlediği eylemlere bakıldığında hedeflerin sivillerin azami derecede zarar görmesini sağlayacak şekilde seçildiği kolayca görülmektedir. Örgütün Bojinka plânı ile öldürmeyi hedeflediği kişi sayısı 4000 kişiydi. 11 Eylül saldırılarında ölen kişi sayısı 3000?e yakındı. Doğu Afrika elçilik saldırılarında 5000 kişi yaralanmıştı. Bali saldırılarında ölen insan sayısı 200?den fazla, İstanbul saldırılarında yaralanan insan sayısı 700?e yakındı. Bu rakamlar, el Kaide?nin eylem hedeflerini seçerken tüm dünyayı şaşkına çevirecek sayıda insanın zarar görmesini amaçladığının en büyük göstergesidir. Üstelik, ölenlerin hangi dine inandıkları da önemli değildir, hedef seçilen ülkelerin vatandaşlarından çok eylemin icra edildiği Müslüman ülkelerdeki Müslümanlar zarar görmektedir. İstanbul?daki 15/20 Kasım saldırılarında İngilizlerden ve Yahudilerden çok Türkler zarar görmüştür. En yüksek sayıda sivilin ölümünün amaçlanması El Kaide?nin eylemlerini kalabalık şehirlerde yapması ile de kendini göstermektedir. New York, Londra, İstanbul, nüfusları 10 milyonun üzerinde olan şehirlerdir ve infilak noktaları da şehrin en kalabalık yerleridir.

Çeçenlerin intihar saldırılarında seçtiği hedeflerin başında Rus Askerî hedefleri ve Rus yanlısı Çeçenistan hükümet organları gelmektedir. 2000 yılında yürütülen birinci dalga saldırılarda Rus birliklerine ait kışlalar, Polis merkezleri, İç işleri Bakanlığına ait kışlalar, Rusların bölgedeki üst düzey yönetici kadroları bu saldırıların hedefi durumunda olmuşlardır.

Çeçenlerin Rusya içindeki ilk intihar saldırısı ise Moskova?nın merkezinde düzenledikleri tiyatro baskınıdır. 2003 Mayıs ayında başlayan ikinci dalga saldırılarda ise Çeçenistan içindeki ve çevresindeki bölgelerde bulunan askerî hedeflerle, Rusya içindeki sivil hedefler saldırıya uğramıştır. En çok rağbet edilen sivil hedefler ise konser alanı, metro ve trenler gibi kalabalık insan gruplarının bulunduğu bölgeler olup, Moskova?nın merkezindeki tarihî Kızıl Meydan?da dahi saldırılar engellenememiştir.

Çeçenler tarafından icra edilen 33 eylemin 10 tanesi Çeçenistan dışında gerçekleştirilmiştir. Eylemden önce yakalanan Çeçen eylemcilerin de tamamı Moskova?da yakalanmışlardır. Dolayısıyla, Çeçenistan dışındaki eylemlerin başarı şansının düşük olduğu görülmüş ve Çeçenistan?daki işgâl gücü veya işbirlikçi olarak görülen hedeflere ağırlık verilmiştir.

Çeçen sınırları içindeki eylemlerin büyük çoğunluğu ise başkent Grozni?de icra edilmiştir. Çeçen direnişçilerle Rusya taraftarı Çeçenlerin ve Rus birliklerinin doğrudan temas ettiği en elverişli şehir olması Çeçen intihar eylemcilerine Grozni?de hedef bulmak konusunda kolaylık sağlamıştır. Ayrıca, İnguşetya ve Osetya gibi komşu ülkelerde hedef seçilmesine güneydeki dağlık araziden bu ülkelere kolayca sızma imkânları etkili olmuştur.

İşgâl sırasında halka kötü muamele eden Rus yöneticiler ve Ruslarla işbirliği yapan Çeçen idareciler de intihar saldırılarının hedefleri arasında yer almışlardır. Rus Askerî bölge Komutanı General Gadzhiev, kocasını öldürdüğü bir kadının üzerindeki bombaları tam yanında infilak ettirmesiyle öldürülmüştür. Putin?in adamı olarak görülen Ahmet Kadirov ve Ramzan Kadirov da bir çok kez intihar saldırılarının hedefi olmuştur.

Tamil Kaplanları örgütünün (LTTE) intihar saldırılarındaki hedeflerin seçiminde temel kriter, eylemin sonuçlarının mevcut askeri ve siyasi durumun gelişmesine fayda sağlaması, Tamillere ve LTTE?ye yönelik operasyonları sekteye uğratılmasıdır.

LTTE, hedef önceliklerini mevcut duruma göre değiştirebilmektedir. Örnek olarak, başlangıçta tercih ettikleri hedefler Sri Lanka Güvenlik Güçleri iken, Mayıs 1991 ?de gerçekleşen Hindistan Eski Devlet Başkanı Rajiv Gandi?ye yönelik suikastla başlayan VIP hedeflerine yönelik saldırılar 1995 yılına kadar devam etmiştir. 1995 yılından sonra askeri hedeflere yönelen LTTE, 1998 Mayıs?ından itibaren hedef tercihini tekrar VIP?lerden yana kullanmaya başlayarak 2001 yılı sonlarına kadar buna devam etmiştir.

LTTE?nin intihar eylemlerindeki hedeflerinin 2/3?ü Sri Lanka?nın güvenlik güçlerine 1/3?ü ise VİP hedeflerine yöneliktir. Bu iki hedef grubunun dışında az da olsa doğrudan sivillere, ekonomik tesislere ve dini mekanlara da saldırıların düzenlendiği görülmektedir.

LTTE, hasım tarafın siyasi ve askeri lider kadrosuna en çok kayıp verdiren örgüt olma özelliğini taşımaktadır. Bu kişilerin arasında eski Hindistan Devlet Başkanı Rajiv Gandi (ölü), Sri Lanka Devlet Başkanı Premadasa (ölü), diğer bir devlet başkanı (yaralı), bir başkan adayı (ölü), üç bakan (2 ölü, bir yaralı), Deniz Kuvvetleri Komutanı (ölü), bir ordu komutanı (yaralı), iki general (ölü), muhalif Tamil liderleri (2 ölü), başbakan, meclis üyeleri, komutanlar ve polis müdürleri gibi şahsiyetler bulunmaktadır.

VIP hedeflerinin seçiminde LTTE?nin maksadı; Sinhal veya Tamil olduğuna bakmaksızın politik şahsiyetleri cezalandırmak, askeri operasyonları yöneten ve LTTE?ye kayıp verdirilmesini sağlayan Sinhal subaylardan intikam almak, Sri Lanka halkının yönetime karşı duyduğu güven duygusunu yıkmak ve Tamil sorununda kendi tezlerine zarar verme ihtimali olan veya kendi hedeflerine hizmet edecek Sinhal politikacılara rakip olanları ortadan kaldırmak olmuştur.

Seçilen ekonomik hedeflerin arasında, petrol depolama tesisi, merkez bankası ve ülkedeki Dünya Ticaret Merkezi gibi imha edildiğinde Sri Lanka hükümetini ekonomik olarak zorlayacak stratejik noktalar bulunmaktadır. Ülkenin en önemli gelir kaynağı olan turizmin kalbi durumunda olan Sri Lanka havalimanı hemen yanındaki hava kuvvetleri ana üssü ile eş zamanlı saldırıya uğramış, 8 yolcu uçağı hizmet dışı bırakılarak ülkenin sivil hava yolu taşıma kapasitesi bir anda yarı yarıya azaltılmıştır. Aynı saldırıda hava kuvvetlerinin muharip uçak filosuna da ağır bir darbe vurulmuştur. Bu saldırı ile LTTE, hem Sri Lanka?nın hava üstünlüğünü yok etmeye çalışmış, hem de çok ağır bir maddi kayıp verdirmiştir. Hatta denizcilik sigorta şirketleri ülkeyi ?savaş bölgesi? ilan ederek, Sri Lanka limanlarına yanaşacak tüm sivil gemilerin sigorta primlerini 100.000 dolara çıkarmışlar, ülkeye yönelik deniz ticareti büyük oranda darbe almış, maliyet artışları fiyat artışlarını tetiklediğinden kısa süre sonra ekonomik durumun bozulması ve sübvansiyonların kaldırılması sonucu enflasyon baskısı altında kalan Sri Lanka halkı arasında huzursuzluk çıkmıştır.

Tüm örgütlerin hedef seçerken taktik ve psikolojik faydalar elde etmeyi veya hasım tarafa mesajlar vermeyi sağlayan bazı faktörleri gözettiği görülmektedir.

Temsil ettikleri topluma yönelik olarak mahallinde sert uygulamaları ile halkın nefretini kazanan yol kontrol noktaları, karakollar, devriye personeli gibi resmî hedeflerin, aldıkları kararlarla halkın tepkisini çeken yöneticilerin cezalandırılması hedeflenmektedir.

İçinde yaşadıkları topluma yönelik olarak düzenlenen bir operasyon nedeniyle verilen sivil kayıplara misilleme olmak üzere, operasyonu düzenleyen askerî birliklerin ait olduğu hasım toplumda da aynı kayıplar verdirilmek istenmektedir.

Örgütün hareket kabiliyetini veya toplumun özgürlüklerini kısıtlayan ambargo, kapatma vb. uygulamaların veya tedbirlerin ortadan kaldırılması veya etkisinin azaltılması istenmektedir.

Saldırı hedefine verilecek hasar ve zayiatın, hasım tarafın sert bir şekilde karşılık vermesini sağlayacak sonuçlar yaratması, böylece örgüt taleplerinin dış kamuoyunda destek bulması amaçlanmaktadır.

Hasım tarafın manevi, kültürel, dinî sebeplerle çok önem verdiği hedeflere zarar vererek, diğer tarafın aşağılanması hedeflenmektedir.

Örgütler, üzerlerindeki operasyon baskısını hafifletmek veya hasım tarafın operasyonunun sekteye uğramasını sağlayacak hedefleri seçmektedir.

   

Tags:

Yorum Yapın