ABD Havalimanlarında Yasaklı Yolcu İzleme Uygulaması

27 04 2011 | Ekleyen: | Konu: Güvenlik Uzmanlık Alanları, Sivil Havacılık Güvenliği

Security Management Dergisi Eylül-2010 sayısından alınmıştır. 

New York şehrindeki Times meydanında 1 Mayıs 2010 tarihinde açığa çıkarılan bombalı araçla saldırı girişiminin faili Faysal Shahzad?ın aynı gün yasaklı yolcu listesine dahil edilmiş olmasına rağmen ülkeyi terk etmek için Dubai uçağına binebilmesi, 2009 yılındaki Noel günü bombacısı Ömer Faruk Abdülmüttalib?in bu listeye hiç dahil edilmemesi ABD?de havalimanı güvenlik tedbirlerinin en önemli parçası olan uçuşa yasaklı kişiler listesi ile uygulamaların sorgulanmasına neden oldu.

ABD Federal Hükümeti, potansiyel tehditleri muhtemel eylemlerden önce tanımlamak ve tespit etmek için federal kurumlar arası karmaşık bir sistem kullanmaktadır 

Sistem iki temel veri tabanından oluşmaktadır.

Bunlardan birincisi; Ulusal Terörle Mücadele Merkezi (NCTC) tarafından işletilen TIDE veri tabanıdır. Bu veri tabanında, uluslararası terör örgütleriyle ilişkili olduğu kanıtlanan veya kuvvetle şüphe edilen 550 bin kişinin olduğu bilinmektedir.

İkincisi ise; FBI Terörist İzleme Merkezi (TSC-Terrorist Screening Center) tarafından işletilen, yerel ve uluslararası terörist örgütlerle ilişkili yaklaşık 400 bin kişinin kaydedildiği TSDB (Terrorist Screening DabaBase-Terörist İzleme VeriTabanı) veri tabanıdır. Bu veri tabanı, temel olarak TIDE?den baslenmektedir. Her federal kurum TSDB?ye isim kaydedebilmektedir. TSDB?ye dahil edilen her kişinin bilgisi otomatik olarak bir çok federal kurumun veri tabanında paylaşıma açılmaktadır.

Bunlardan en önemli ikisi; ABD Dışişleri Bakanlığının CLASS sistemi ve FBI Şüpheli Teröristler Listesidir.

ABD Ulaştırma Güvenliği İdaresi (TSA) bu veritabanlarından faydalanarak bir yolcu izleme listesi oluşturmaktadır. Bu listenin de iki alt listesi bulunmaktadır. Bunlar;  

  • uçuşu yasaklananlar listesi  (4000 kişi)
  • uçuştan önce özel güvenlik kontrolünden geçirilecekler listesi (14 bin kişi) dir.

Bu izleme listesi, özellikle isim benzerliklerinde masum yolcuların olumsuz etkilenmesine yol açmakta, terörle hiç bir ilgisi olmayan yolcuların yolculuk yapamamasına neden olmaktadır.

Diğer taraftan ABD yetkilileri, bilinen veya şüpheli teröristlerle ilişkisi olan ancak terörist faaliyetlere bulaştığı konusunda kesin delil elde edilemeyen kişilerin bu listelere ilave edilmediği vurgulanmaktadır.

ABD kurallarına göre, ülkeye havayoluyla giriş yapacak olan yolcuların bilgileri havayolu şirketleri tarafından ABD resmi makamlarına uçuştan 72 saat ile 30 dakika öncesinden bildirilmek zorundadır. Bu bilgiler, istihbarat yetkilileri tarafından değerlendirilerek potansiyel tehditler belirlenmekte ve uçağa binmesi önlenmektedir.

Ancak, bu belirleme işlemi uçak havalandıktan sonra  da devam edebilmekte, TSA listesinde olmadığı halde diğer kurumların listesinde olan kişilerin uçak havadayken tespit edilmesi ve uçakta eylem yapmak isteyen teröristlerin uçağa binmelerinin engellenmesi mümkün olamamaktadır.  Noel günü bombalaması olayında Ömer Faruk Abdülmuttalib?in durumu da bu şekilde gerçekleşmiştir.

Diğer bir sorun ise, yasaklı yolcu listesinin son güncel durumunun havayolu şirketleri tarafından ne kadar sıklıkla kontrol edilmesi gerektiğidir. Times meydanındaki saldırı girişiminin faili Shadzad?ın ismi, yasaklı yolcu listesine uçuştan kısa bir süre önce, fakat Shadzad?ın uçak biletini almasından sonra eklenmişti. Ayrıca, havayolu şirketi Emirates Havayolları bu listeyi kontrol etmek zorunda değildi. Şirketin uçuştan önce gönderdiği yolcu listesi üzerinden yapılan kontrol sonrasında eylemci yakalanabildi.

ABD Federal Kurumlar arasındaki yetersiz istihbarat paylaşımı ve değerlendirme eksikliklerinin halen devam ettiği, Noel günü bombalaması  olayında kendisini göstermiştir. Saldırganın adının Omer yerine Umar olarak sisteme girilmesi ve soyadının girilmemesi veri tabanı aramalarında kişinin tespit edilmesini engellemiştir.

Bu iki olaydan çıkarılan dersler çerçevesinde ABD?nin yasaklı yolcu listelerinin oluşturulmasında en azından aşağıdaki yeni uygulamaları yürürlüğe koyması gündemdedir.  ;

  • Yemen ve Afrika ülkelerinden seyahat eden belirli yaş gruplarına dahil yolculara özel güvenlik tedbirleri uygulanması,
  • Şüpheli isimlerin en geç 48 saat içinde ilgili kurumlara yayımlanması,
  • Veri tabanında arama özeliklerinin google, yahoo gibi genel arama motorlarındaki özelliklere sahip olacak şekilde  geliştirilmesidir.

Özellikle Noel Günü Bombası olayından sonra, ABD senatosunda kurulan araştırma komisyonunun çalışmalarında elde edilen sonuçlar aşağıdaki gibidir.

  • ABD istihbarat kurumlarına her gün binlerce duyum gelmektedir.
  • Bu duyumların kaynak güvenilirliği ve haber doğruluğunu analiz etmek için yeterli zaman ve iş gücü kaynakları kısıtlıdır.
  • Kurumlar arası bilgi paylaşımı aksamakta ve kullanılan teknolojinin seviyesi yetersizdir.
  • Arama motorlarının imkanları artırılmış olsa da, halen eksiklikleri devam etmektedir.
  • Konuyla ilgil çalışan kurumların kullandığı bilgi sistemlerinin değişik programlama dilleri ile yazıldığı ve bunların karşılıklı çalışabilirlik özelliklerinin kısıtlı olduğu belirlenmiştir.
  • Kurumlar arası işbirliği için, kurumların farklı düşüncelere sahip olduğu, diğer bir ifade ile kurumlar arası rekabet olduğu ifade edilmiştir.
   

Yorum Yapın