23 Haziran 1985 Hindistan Havayolları uçağının havada infilak ettirilmesi olayı

10 12 2011 | Ekleyen: | Konu: Örnek Olaylar, Sivil Havacılık Güvenliği

 

Kanada’nın Montreal Havalimanından havalanan, Londra üzerinden Yeni Delhi seferini yapmakta olan Hindistan Havayollarına ait 182 sefer sayılı Boing-747 tipi bir yolcu uçağı, 23 Haziran 1985 tarihinde, İrlanda  hava sahasında uçuş halindeyken Atlas Okyanusunun 9400 metre üzerinde infilak ederek okyanusa düştü. Çoğu Kanadalı 329 kişinin hayatını kaybettiği bu olaydan bir saat önce, Hindistan Havayollarına ait bir uçak Tokyo havalimanında bagaj boşaltırken yolcu bavullarından birinde meydana gelen bir patlama, olayın çoklu bir terör saldırısı olduğunun göstergesiydi. 

Olayla ilgili soruşturma tam 20 yıl sürdü ve soruşturmanın hedefinde Hindistan’daki en büyük ayrılıkçı hareketi yürüten Sih’ler vardı.  Sihlerin olaydan Hint İstihbarat servisini sorumlu tutmasına rağmen, Sih ayrılıkçı grubu Babbar Khalsa üyesi bir çok kişi saldırıyla ilişkisi olduğu şüphesiyle sorgulandı. Sonuçta sadece bir kişi Tokyo’daki olayın faili olarak mahkeme tarafından cezalandırıldı çünkü bu kişinin havada gerçekleşen patlamayla ilişkisi tüm çalışmalara rağmen delillendirilemedi.

Eylemcilerin temel motivasyonu; 1984 yılında Altın Tapınak olarak bilinen en kutsal tapınaklarında silah saklandığı gerekçesiyle Hint güvenlik güçleri tarafından düzenlenen ve 1500 Sih sivilin ölümüne yol açan Mavi Yıldız Operasyonunun intikamını almaktı.

Olayın baş şüphelilerinden olan Parmar isimli şahsın 1981 yılında, Hindistan’da bir kaç suikast olayının faili olarak aranırken Kanada’ya kaçtığı, Hindistan’ın Kanada’dan Parmar’ın  iadesini istediği fakat Kanada’nın bunu reddettiği anlaşıldı. Daha sonra, Parmar’ın Almanya’ya giriş yaparken İnterpol’ün hakkındaki yakalama emri nedeniyle yakalandığı, ancak Almanya’nın delil yetersizliği nedeniyle Parmar hakkında yasal işlem yapmayı reddederek Parmar’ı Kanada’ya iade ettiği de anlaşıldı.

Mavi Yıldız Operasyonundan hemen sonra, Parmar yakın çevresindeki arkadaşlarından nasıl bomba yapılacağı, nereden dinamit bulabileceği konusunda bilgi toplamaya başladı.  Bir süre sonra, Parmar isimli şahıs, Kanada’daki Sihleri ziyaret ederek Mavi Yıldız Operasyonu nedeniyle Hindistan’a karşı eylem eylem yapmak üzere propaganda yapmaya ve para toplamaya başladı. Bu süreçte, Parmar’a Reyat isimli başka bir Sih daha katıldı.

Eylemin gerçekleşmesinden önce, Parmar’ın Kanadalı bir azılı suçluya bir uçağa bomba yerleştirmesi karşılığında 200 bin dolar para teklif ettiği ihbar edildi. Diğer taraftan, başka bir suçlu ceza indirimi karşılığında Montreal’den kalkan uçaklara bombalı saldırı yapılacağına dair bir ihbarda bulundu. Ancak, her iki ihbar “kaynak güvenilmez” değerlendirmesiyle kayda alınmadı.

Diğer bazı gelişmelerin de etkisiyle Kanada polisi, olaydan 3 ay önce Parmar’ın  bir yıl süreyle 24 saat  izlenmesi için mahkeme kararı çıkarttı.  

Nisan ayından itibaren Reyat ve Parmar, bomba imali için patlayıcı madde,  zamanlayıcı ve güç kaynağı tedarik etmeye başladılar. Haziran ayının başında, ikiliye katılan üçüncü bir kişiyle beraber hazırladıkları bombaların testini yaptılar.  Bir süre sonra, aynı kişilerin Sih tapınaklarını ziyaret ederek “yakın zamanda Hindistan Havayollarıyla uçmanın güvenli olmayabileceği” konusunda Sihleri ikaz ettikleri, Uluslararası Sih Gençlik Federasyonu toplantısında iki hafta içinde çok önemli bir olay olacağının konuşulduğuna dair ihbarlar alındı.

Olaydan iki gün önce, söz konusu kişilerin telefonlarının dinlenmesi sırasında, Hindistan Havayollarının iki ayrı uçuşundan değişik isimlerle birer bilet aldıkları tespit edildi.  

Bomba yüklü iki valiz, her iki uçağa henüz tam olarak teşhis edilemeyen kişiler tarafından yolcu bagajı olarak yüklendi. Valizlerin sahiplerinin kim oldukları ve uçağa binip binmedikleri halen tam olarak anlaşılamamış durumdadır.

Eylemden kısa bir süre önce, Hindistan Havayollarının Kanada yetkililerinden ilave güvenlik tedbiri talep ettikleri ve her valizin x-ray cihazından geçirilmesi veya elle kontrol edilmesini istemişti. Ancak, Toronto havalimanında o gün x-ray cihazının arızalı olması nedeniyle kontrollerin yapılabilmesi için görevlilere el tipi bomba detektörü verildi ve kullanıcılara detektörün nasıl kullanılacağı hakkında kısa bir eğitim verildi. Eğitimde, detektörün patlayıcı maddeye rastladığında “yüksek” sesle sinyal vereceği anlatıldı.  Görevliler, uçağa alınacak valizleri kontrolden geçirirken bir valizden “alçak” sesle bir ikaz sinyali aldılar ve kendilerine verilen eğitimde alçak sesle alınan sinyallerden bahsedilmediği için herhangi bir reaksiyon göstermediler. Böylece, Atlas okyanusu üzerinde infilak eden uçağa bombalı çanta yüklenmiş oldu ve Londra’ya yaklaşırken havada patladı.

Patlama nedeniyle uçaktaki 22 mürettebat ve 307 yolcu  hayatını kaybetti.

Tokyo havalimanında patlayan valiz ise, Kanada’nın Vancouver havalimanında x-ray cihazı bulunmadığından kolayca uçağa yüklendi. Uçağın çeşitli sebeplerle rötar yapması nedeniyle, planlandığı gibi havada değil, infilak yerde gerçekleşti.

Olayın akışına bakıldığında, aslında kolayca önlenebilecek bir çok hatanın böyle bir tradejiye sebep olduğu görülmektedir.

Herşeyden önce; 1980’li yıllar ülkelerin, terörle mücadelede işbirliği konsepti yerine, “başkasının teröristi beni ilgilendirmez” anlayışına sahip olduğu dönemdir. Hindistan’da terör suçu işlediği sabit olan bir kişinin hem Kanada hem de Alman hükümetleri tarafından korunması, takip altına alınmaması, terör faaliyetlerine bulaştığı açık olan kişi ve organizasyonlarla ilişkilerinin takip edilmemesi bu olayın gerçekleşmesine zemin hazırlamıştır.

Kanada polisi, saldırıyı gerçekleştiren kişilerin, bomba yapma konusunda malzeme ve bilgi arayışında olduğunu bilmesine rağmen bu kişileri takibe almaları konusunda ağır kalmış, saldırıyla ilgili alınan net duyumlara kayıtsız kalmıştır.

Saldırganların, bombalı valizleri uçağa yükleyebilmeleri, havalimanında x-ray cihazı olmaması veya arızalı olması havalimanında çok vahim güvenlik açıklarına işaret etmektedir. Valizleri el detektörü ile kontrol eden görevlilerin, güvenlik bilinç fukarası olmaları da saldırının önlenebilmesi için büyük bir fırsatın kaçırılmasına neden olmuştur.   

Yorum Yapın